Antik Mısır medeniyeti için yaşam, Nil Nehri'nin yıllık taşmaları gibi döngüsel bir süreçten ibaretti. Ancak onların asıl ustalığı, bu dünyadaki yaşamı değil, "Öteki Dünya"daki (Duat) sonsuz varoluşu planlamaktı. Mısır mitolojisi, ölümü bir son olarak değil, ruhun en büyük sınavına girdiği kutsal bir geçiş kapısı olarak görür. 
Anubis, mumyalama sanatının mucidi ve ruhların rehberidir. Mezarların korunması ve ruhun güvenli bir şekilde yargılanma alanına ulaştırılması onun sorumluluğundadır. Mumyalama işlemi, ruhun (Ba) dünyadaki bedenini tanıyabilmesi ve ona geri dönebilmesi için bir zorunluluktu. 
O, yeraltı dünyasının hakimi olarak her ruhu karşılar. Osiris'in hikayesi, Mısırlılara en karanlık ölümden bile bir yaşam doğabileceği umudunu aşılamıştır.

Ruhun Parçaları: Ka, Ba ve Ah
Mısırlılar, bir insanın sadece beden ve ruhtan oluşmadığına, karmaşık bir yapıya sahip olduğuna inanırdı:
Ka: Kişinin yaşam enerjisidir; öldükten sonra hayatta kalabilmesi için yiyecek ve içecek sunularına ihtiyaç duyar.
Ba: Kişilik veya karakterdir; bir kuş gövdesine sahip insan başı şeklinde tasvir edilir ve mezar ile gökyüzü arasında seyahat edebilir.
Ah: Sınavları geçen ruhun dönüştüğü, tanrılarla birlikte yaşayan "ışık saçan" formdur.
Yeraltı Dünyasının Koruyucusu: Anubis
Ölüm süreci başladığında, çakal başlı tanrı Anubis sahneye çıkar.Kalp Tartma Töreni (Ma'at Sınavı)
Mısır mitolojisinin en ikonik anı, "İki Gerçek Salonu"nda gerçekleşen yargılamadır. Burada ölen kişinin kalbi, adalet tanrıçası Ma'at'ın hakikati temsil eden tüyü ile bir terazide tartılır:
Hafif Kalp: Eğer kalp tüyden hafifse, kişi dünyada dürüst bir hayat sürmüş demektir ve Osiris'in krallığı olan "Sazlık Tarlaları"na (Aaru) kabul edilir.
Ammut (Ruh Yiyici): Eğer kalp günahlarla ağırlaşmışsa, timsah kafalı canavar Ammut kalbi yer ve bu, o kişi için sonsuz yok oluş anlamına gelir.